Lemma Definition Part of Speech Semantic Group Frequency Ranksort descending
[artikel, tek başına kullanıldığında işaret zamiri yerine geçer]
definite article Pronouns/Interrogatives 1
bizzat, kendi, kendisi;(+artikel) aynı
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 2
ve, ile, bile, dahi (καί...καί hem … hem de)
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 3
ama, fakat, lakin, ise
conjunction: coordinating Particles 4
Kim? Ne? Hangi? (interrog. pron./adj.)
pronoun Pronouns/Interrogatives 5
olmak, mevcut olmak, bulunmak
verb: irregular Humanity and Being 6
bu, bunlar; μετὰ ταῦτα bundan sonra
pronoun Pronouns/Interrogatives 7
veya, ya da (ἤ...ἤ = ya … ya da)
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 8
(+dat.) -de, içinde, yakınında, ortasında, üzerinde
preposition Direction 9
iken … ise, bir yandan … öte yandan
conjunction: coordinating Particles 10
herhangi biri, herhangi bir şey, bazı, biri (enklitik indef. pron./adj.)
pronoun Pronouns/Interrogatives 11
ki bu, ki o
pronoun Pronouns/Interrogatives 12
çünkü, zira, şu sebeple
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 13
hayır, … değil, -me/-ma
adverb Conjunctions/Adverbs 14
söylemek, konuşmak, demek, anlatmak; (+inf.) -mesini söylemek
verb: -ω palatal stem Writing and Talking 15
gibi, aynı şekilde; (+adj) ne kadar …, nasıl …; (+sup) mümkün olduğu kadar …
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 16
ve; τε…τε hem … hem de
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 17
(+acc.) -e, -e doğru, -in içine, -de; (kişi) -e karşı, -e göre, -e hitaben
preposition Direction 18
(+gen.) -in hakkında, üzerine; (+dat.) -in üzerinde, ardında, -için, yoluyla; (+acc.) -e göre, -e karşı, amacıyla
preposition Direction 19
(+gen.) yukarıdan, -in içine, -mek için; (+acc.) yukarıdan aşağıya, esnasında, -in içinden, -inkarşısında
preposition Direction 20
ben, benim; (pl.) biz, bizim
pronoun Pronouns/Interrogatives 21
(+acc.) -e karşı, (+gen) -adına, çıkarına, (+dat) -e karşı, -nın huzuruna
preposition Direction 22
olmak, meydana gelmek, olmak, bulunmak
verb: deponent Humanity and Being 23
(+subj.) eğer, -se, -mezse
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 24
(+gen.) arasından, aracılığıyla, arayla; (+acc.) yüzünden, sebebinden
preposition Prepositions without Direction 25
fakat, ise
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 26
bütün, tüm, her
noun: 3rd declension irregular Measurements and Numerals 27
sahip olmak, -i olmak, elde etmek
verb: -ω palatal stem Taking and Giving 28
(+gen.) -den, -den dışarı, -in dışında, hariç
preposition Direction 29
çok, bol, önemli
noun: 3rd declension irregular Measurements and Numerals 30
(+gen.) etrafında, çevresinde
preposition Direction 31
(olumsuzluk eki), (adv.) değil; (εἰ δέ μη – aksi takdirde, olmazsa, yoksa)
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 32
ki o, ki o şey; her kim, her ne
pronoun Pronouns/Interrogatives 33
(ind.) koşul/şüphe; (opt.) olasılık, (pron.pers.) gerçekleşebilir/geçmişte olabilecek bir durumu-isteği gösterir
adverb Particles 34
sen, senin; siz, sizin
pronoun Pronouns/Interrogatives 35
(adv.) yukarıya, yukarıda; (praep. +gen.) -in üzerine, (+dat.) -in üstünde, tepesine, (+acc.) boyunca, (zaman) esnasında
preposition Direction 36
zira, çünkü, -dığından
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 37
eğer, -se, -sa
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 38
başka, diğer, öteki, farklı
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 39
(+gen.) (yer) -den, -den uzakta, (zaman) -den beri, -den itibaren, -in ardından
preposition Direction 40
söylemek, itiraf etmek, bildirmek, beyan etmek
verb: -μι Writing and Talking 41
(+gen., dat.) -in altında; (+gen.pers.age.) yüzünden, tarafından; (+acc.) in altında, eteğinde
preposition Direction 42
yapmak, yaratmak, imal etmek; (med&pass.) keşfetmek, kendisi için yapmak, evlat edinmek, gerçekleştirilmek
verb: contracted Work and Leisure 43
böylece, bu yüzden, şüphesiz ki
adverb Particles 44
söz, mesel, kanıt, söylenti, tartışma, düzyazı, söylev; (pl.) yazın, akıl, us, sağduyu, düşünce
noun: 2nd declension Writing and Talking 45
(+gen.) yanına; (+dat.) yakınına; (+acc.) -e doğru, boyunca, -in yakınında
preposition Direction 46
bu şekilde, böylece
adverb Conjunctions/Adverbs 47
iki şeyden: birincisi, daha büyüğü, daha yaşlısı
adjective: 1st and 2nd declension Time 48
tanrı, tanrıça
noun: 2nd declension Religion 49
(+gen.) arasında, eşliğinde; (+acc.) arkasında, (+dat) içinde
preposition Prepositions without Direction 50
(reflex.pron.) kendi, kendisinin
pronoun Pronouns/Interrogatives 51
büyük, iri, kocaman, yüksek, uzun, ağır, geniş
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 52
… değil, … bile değil, üstelik hiç
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 53
(bahsi geçen birşeyden söz ederken) bu, o, şu
pronoun Pronouns/Interrogatives 54
böyle, bunun gibi, o kadar mükemmel/önemli/güçlü
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 55
değersiz; hiçbir, hiç kimse, hiçbir şey
pronoun Pronouns/Interrogatives 56
söyledim, dedim (2 aor. → λέγω, φημί)
verb: irregular Writing and Talking 57
iyi, soylu, yiğit, hayırlı, fevkalade
adjective: 1st and 2nd declension Ethics and Morals 58
(encli. praep.) en azından, kuşkusuz, doğrusu; o halde, öyleyse
adverb Particles 59
şüphesiz, kesinlikle, elbette, muhakkak; buna göre, bu durumda
adverb Particles 60
kent-devlet, kent
noun: 3rd declension ι-stem Government and Society 61
bir, 1
adjective: numeral Measurements and Numerals 62
ileri atmak, fırlatmak; (mid.) atılmak, kendini atmak, yönelmek
verb: -μι Work and Leisure 63
(+gen.) -den yoksun olmak, -e ihtiyacı olmak, istemek
verb: contracted Taking and Giving 64
insan
noun: 2nd declension Humanity and Being 65
görmek, bakmak, incelemek; (+gen) işitmek
verb: contracted The Senses and Feelings 66
yalnız, yalnız yaşayan
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 67
ne … ne de
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 68
hangi; öyle, öyle bir; nasıl bir, hangi bir; οἷός τε (+ inf.) -i yapabilir, -e muktedir; οἷόν τε (+inf.) mümkündür
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 69
almak, bulmak, yüklenmek, sahip olmak, elde etmek
verb: -ω liquid stem Taking and Giving 70
(+acc.) -gibi/-miş gibi görünmek, kabul görmek, uygun görünmek, karar vermek; (+inf.) -mek uygun/yararlı görünüyor
verb: -ω palatal stem The Mind, Perceiving and Learning 71
ikisinden biri, öbürü, diğeri
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 72
kötü, çirkin, hoş olmayan, fena
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 73
adam, koca, birey, fert
noun: 3rd declension irregular Humanity and Being 74
-dığı zaman, -ınca
conjunction: subordinating Time 75
o kadar büyük, öyle çok; kadar, ne kadar çok; (adv.) hemen hemen, yaklaşık ; (pl.) öyle çok ki
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 76
çağırmak, adlandırmak, seslenmek, davet etmek
verb: contracted Writing and Talking 77
beden, ceset
noun: 3rd declension consonant stem Body Parts 78
(+acc.&+inf.) gerekir, lazımdır, icap eder
verb: impersonal Ethics and Morals 79
gibi, bunun gibi, örneğin, söz gelimi, mesela, sanki; (+conj.) -mek için, -mesi için, - olsun diye
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 80
vermek, sağlamak, sunmak; bağışlamak, düşüncesini söylemek
verb: -μι Taking and Giving 81
gene, hala, bundan başka
adverb Time 82
tabiat, doğa; karakter, mizaç, huy
noun: 3rd declension ι-stem World Order 83
küçük, ufak, minik; kısa, önemsiz, vasat, az
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 84
yapabilmek, -e muktedir olmak, -anlamına gelmek; (+inf.) -mek mümkündür
verb: impersonal Work and Leisure 85
gibi; - olarak; (+conj.) öyle … ki, o kadar … ki; (+inf.) -mek için, - olsun diye
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 86
başlangıç, köken, ilke, idare, iktidar, otorite
noun: 1st declension Time 87
her, her biri
pronoun Pronouns/Interrogatives 88
gün, gündüz
noun: 1st declension World Order 89
yaratmak, ürün vermek, doğurmak; (med.) meydana gelmek, ortada bitmek
verb: -ω vowel stem World Order 90
bütün, her; (pl.) hepsi
noun: 3rd declension irregular Measurements and Numerals 91
(+dat.) benzer, aynı, eşit,, eşdeğer
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 92
şimdi
adverb Time 93
toprak, kara, arazi, memleket
noun: 1st declension Earth 94
güç, kuvvet, erk; iktidar
noun: 3rd declension ι-stem War and Peace 95
güzel, soylu, hoş
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 96
(+gen.) -in efendisi olan, efendi, vasi, imparator
noun: 2nd declension Government and Society 97
daha çok, daha fazla
adverb Conjunctions/Adverbs 98
bu, buradaki, şu
pronoun Pronouns/Interrogatives 99
bütün oluşturan, bütün, tam
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 100
pay, kısım, parça, sıra, dizi, hisse, rol
noun: 3rd declension σ-stem Measurements and Numerals 101
o halde, öyleyse, nitekim, gerçekten de
adverb Particles 102
benim, bana ait
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 103
(+dat.) -den istifade etmek, kullanmak; (+dat. and adv.) biriyle hasım/hısım olmak
verb: deponent Government and Society 104
iki, 2
adjective: numeral Measurements and Numerals 105
zaman
noun: 2nd declension Time 106
eşit, (+dat.) benzeri, -e denk
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 107
(conj.) -dığı zaman, her ne zaman … ise
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 108
sadece, yalnızca
adverb Conjunctions/Adverbs 109
bilmek (pf. in prae.)
verb: irregular The Mind, Perceiving and Learning 110
kral, şef, prens
noun: 3rd declension -εύς, -έως Government and Society 111
Oh! Ah!
interjection Particles 112
istemek, arzulamak, bir kanıya sahip olmak
verb: deponent The Senses and Feelings 113
parlatmak, gün yüzüne çıkarmak, işaret etmek, ortaya çıkarmak; (pass.) görünmek, açığa çıkmak
verb: -ω liquid stem Showing and Finding 114
yazı yazmak, çizmek, resim yapmak, kaydetmek
verb: -ω labial stem Writing and Talking 115
getirmek, taşımak, tahammül etmek, ödemek
verb: irregular Work and Leisure 116
ruh, soluk, can, hayat, benlik, zeka
noun: 1st declension Humanity and Being 117
hiçbir, hiç kimse, hiçbir şey; hiç
pronoun Pronouns/Interrogatives 118
(+gen.) -den suçlu/sorumlu olan, -e neden olan, -in nedeni olan
adjective: 1st and 2nd declension Law and Judgment 119
yine, yeniden, geri, aksine, tersine
adverb Direction 120
özellikle, bilhassa, tercihen, aşağı yukarı, takriben
adverb Conjunctions/Adverbs 121
başlamak; (+gen.) -den çıkmak, doğmak, olmak; (+dat.) yanında olmak, yönetmek
verb: -ω palatal stem Humanity and Being 122
(+gen.) başlamak, yönetmek, hüküm sürmek, idare etmek, girişmek, -e başlamak
verb: -ω palatal stem Time 123
kadın, eş, karı
noun: 3rd declension irregular Humanity and Being 124
vaktiyle, eskiden, bir gün; sonunda
adverb Time 125
(adv.) orada, -dığı yerde, -ince; (conj. +subj./opt.) -mak amacıyla, -sın diye
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 126
isim, özel isim, nam, ifade, deyiş
noun: 3rd declension consonant stem Writing and Talking 127
(+gen) -in ötesinde, -için, -den yana; (+acc.) -in ötesinde, -in üstünde
preposition Prepositions without Direction 128
artık, bundan böyle, zaten
adverb Time 129
baba
noun: 3rd declension irregular Family and Friendship and the Home 130
duymak, kulak vermek; (+gen.) birini dinlemek, birine itaat etmek
verb: -ω vowel stem The Senses and Feelings 131
soy, ırk, köken, aile, tür, cins
noun: 3rd declension σ-stem Family and Friendship and the Home 132
yer, toprak, memleket
noun: 2nd declension Earth 133
ifa etmek, katetmek, -ile meşgul olmak
verb: -ω dental stem Work and Leisure 134
birinci, ilk, önce gelen
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 135
bulmak, keşfetmek, rastlamak, hayal etmek
verb: -ω palatal stem Showing and Finding 136
çocuk, hizmetkar
noun: 3rd declension consonant stem Family and Friendship and the Home 137
gelmek, gitmek, dönmek
verb: deponent Movement 138
erkek çocuk
noun: 2nd declension Family and Friendship and the Home 139
su, her çeşit su
noun: 3rd declension consonant stem World Order 140
kendi, kendine özgü, özgün, garip
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 141
senin, seninki
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 142
bilmek, tanımak, anlamak, karar vermek, sezmek
verb: -ω palatal stem The Mind, Perceiving and Learning 143
(+gen) rastlamak, elde etmek; (+part.) tesadüfen yapmak, elde etmek, kurayla payına düşmek
verb: -ω liquid stem Humanity and Being 144
dikmek, dayamak, kaldırmak, sabitleştirmek
verb: -μι Work and Leisure 145
birlikte, beraber, aynı zamanda; (+dat.) -ile aynı zamanda, birlikte
adverb Time 146
götürmek, sevketmek, ilerlemek; (med.) yönetmek, zaman geçimek
verb: -ω palatal stem Movement 147
tavır, davranış, tutum; (pl.) karakter, ifade tarzı
noun: 2nd declension Characteristics 148
ne … ne de
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 149
orta, ortada bulunan; (+gen.) -in ortası, merkezi
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 150
(semper pl.) birbirleri, (acc.) birbirlerini, (dat.) birbirlerine
pronoun Pronouns/Interrogatives 151
daima, hep, her zaman
adverb Time 152
değerli, aziz, canan
adjective: 1st and 2nd declension Family and Friendship and the Home 153
birlikte yürümek, -ile birleşmek, katılmak, uyuşmak, anlaşmak
verb: -ω liquid stem Family and Friendship and the Home 154
iş, uğraş, eser, eylem, görev
noun: 2nd declension Work and Leisure 155
denize açılmak, gemiyle gitmek
verb: contracted Government and Society 156
o zaman, o anda, o sırada; vaktiyle, önceden; daha sonra, sonradan; οἱ τότε o zamanın adamları (krş. οἱ νῦν)
adverb Time 157
elbette, doğrusu, tabii
adverb Particles 158
(+inf./+acc.& inf.) -mek gerekir, -mek zaruridir, lazımdır
verb: impersonal Ethics and Morals 159
göstermek, sunmak, ortaya çıkarmak, tanıtmak
verb: -μι Showing and Finding 160
canlı, yaşayan şey, hayvan
noun: 2nd declension Animals and Plants 161
şey, iş, mesele
noun: 3rd declension consonant stem Work and Leisure 162
karşıt, zıt, ters, aksi
preposition Direction 163
koymak, korumak, ödemek, kılmak, kurmak, belirlemek
verb: -μι Work and Leisure 164
gördüm, görmek, görmek
verb: irregular The Senses and Feelings 165
el, yumruk, kol
noun: 3rd declension consonant stem Body Parts 166
bile değil; (μήδε … μήδε – ne … ne)
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 167
az, az sayıda, tek tük
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 168
alışkanlık, gelenek, yasa, kanun
noun: 2nd declension Law and Judgment 169
ortak, paylaşımlı, umumi, kamusal
adjective: 1st and 2nd declension Government and Society 170
(+acc.& inf.) düşünmek, sanmak, saymak, addetmek, ummak
verb: deponent The Mind, Perceiving and Learning 171
hareket ettirmek, yerinden oynatmak, devirmek, heyecanlandırmak
verb: contracted Movement 172
katlanmak, hissetmek, sabretmek, tahammül etmek
verb: -ω palatal stem Life and Death 173
Nasıl? Niçin?
adverb Pronouns/Interrogatives 174
her kim, her ne; (bahsi geçen) -en/-an kişi, şey; -dığı şey
pronoun Pronouns/Interrogatives 175
böyle, böylesi, bunun gibi, bu tür
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 176
(+ dat) -ile, -ile birlikte
preposition Prepositions without Direction 177
o zaman, daha sonra, bunun üzerine
adverb Conjunctions/Adverbs 178
doğru, gerçek, içten
adjective: 3rd declension -ης, -ες Ethics and Morals 179
adil, haksever, dürüst, insaflı
adjective: 1st and 2nd declension Law and Judgment 180
(+inf.) -mek üzere olmak, -ecek olmak, -mak zorunda olmak, -meyi düşünmek
verb: -ω liquid stem The Senses and Feelings 181
istemek, dilemek, (+inf.) -mesini temenni etmek
verb: -ω liquid stem The Senses and Feelings 182
geri kalan, kalan
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 183
Zorunluluk, gereklilik, lüzum, mecburiyet
noun: 1st declension World Order 184
(conj.) ne zaman ki, -dığında
conjunction: subordinating Time 185
ikinci
adjective: numeral Measurements and Numerals 186
savaş, harp
noun: 2nd declension War and Peace 187
yer, memleket, bölge, alan
noun: 1st declension Earth 188
yaşamak, hayatta olmak
verb: contracted Life and Death 189
kalabalık, güruh, sürü
noun: 3rd declension σ-stem Government and Society 190
güneş, doğu, neşe, saadet
noun: 2nd declension World Order 191
neden, sebep, gerekçe; suçlama
noun: 1st declension Law and Judgment 192
ikna etmek, kandırmak; (mid.& pass.) ikna olmak, boyun eğmek
verb: -ω dental stem Writing and Talking 193
hazır bulunmak, yanına gelmek; yanından geçmek, aşmak, yola devam etmek
verb: irregular Humanity and Being 194
pek çok, çok sayıda, en büyük, en mühim (superl. πολύς)
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 195
şekil, biçim, görünüş
noun: 3rd declension σ-stem Measurements and Numerals 196
gibi, aynı şekilde, -dığı şekilde, -mek için
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 197
üç
adjective: numeral Measurements and Numerals 198
yaşam, hayat, ömür
noun: 2nd declension Life and Death 199
(+acc.& inf.) düşünmek, zannetmek; (+inf.) - olduğunu düşünmek
verb: -ω dental stem The Mind, Perceiving and Learning 200
çember, daire
noun: 2nd declension Measurements and Numerals 201
aşk, acıma; üzüntü, ıstırap; nefret, kin; olay, hadise; deneyim; felaket
noun: 3rd declension σ-stem The Senses and Feelings 202
(+gen.) -in yerine, -e karşılık olarak
preposition Time 203
kuşkusuz, kesinlikle; lakin, bununla birlikte
adverb Particles 204
adlandırmak
verb: -ω dental stem Writing and Talking 204
erdem, iyilik, yiğitlik, cesaret
noun: 1st declension Ethics and Morals 206
sizin, sizinki
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 206
sene, yıl
noun: 3rd declension σ-stem Time 208
(+gen.) -e karşı, -in karşısında, aksine; -e benzer, -e kıyasla
preposition Direction 209
gemi
noun: 3rd declension irregular Work and Leisure 210
üçüncü
adjective: numeral Measurements and Numerals 211
soluk, nefes, ruh
noun: 3rd declension consonant stem Earth 212
ayakta, dik duran, dik, yasaya uygun, meşru
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 213
deniz
noun: 1st declension Earth 214
farkedilmek, belirmek, oyalanmak; (med.) aynı fikirde olmamak; (+dat.) -ile tartışmak, oyalanmak
verb: -ω liquid stem Work and Leisure 215
(prep. +gen.) -e kadar, -inceye kadar
conjunction: subordinating Time 216
kanı, hüküm, öğreti, doktrin, temelsiz düşünce, varsayım
noun: 1st declension Ethics and Morals 217
baş, kişi, sonuç
noun: 1st declension Body Parts 218
ateş, şimşek, göz feri, aşk ateşi
noun: 3rd declension consonant stem World Order 219
daha küçük, daha aşağı, daha az (comp. μικρός)
adjective: 3rd declension -ων, -ον Measurements and Numerals 220
ayak, bacak, pati
noun: 3rd declension consonant stem Body Parts 221
kutsal, mukaddes, ilahi
adjective: 1st and 2nd declension Religion 222
düz, doğru, direkt; (adv.) derhal, hemen, o anda
adjective: -ύς, -εῖα, -ύ Measurements and Numerals 223
gitmek, yola koyulmak, ilerlemek, ulaşmak
verb: -μι Movement 224
hızlı, çabuk; (adv.) τάχα çabucak, belki
adjective: -ύς, -εῖα, -ύ Characteristics 225
nehir, nehir yatağı
noun: 2nd declension Earth 226
varlık, servet, mülk
noun: 1st declension Family and Friendship and the Home 227
sayı, numara
noun: 2nd declension Measurements and Numerals 228
(+gen.) -den sonra gelen, sonraki, -in peşinden gelen, ertesi
adjective: 1st and 2nd declension Direction 229
nöbet tutmak, korumak; (mid.& +acc.) -i kollamak, gözetmek
verb: -ω palatal stem War and Peace 230
uygun zaman, fırsat, avantaj; (pl.) koşullar, mevsim
noun: 2nd declension Time 231
ikamet etmek, ömür geçirmek, idare etmek
verb: contracted Family and Friendship and the Home 232
biri, diğeri; (pl.) her ikisi (Lat: uterque)
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 233
işaret, bayrak, iz
noun: 2nd declension Showing and Finding 234
sağlamak, temin etmek, olanak sağlamak
verb: -ω palatal stem Taking and Giving 235
iki şeyden biri; biri
pronoun Pronouns/Interrogatives 236
show, declare, explain
verb: contracted Showing and Finding 237
kendisine ait, özel, yakın, tabii
adjective: 1st and 2nd declension Family and Friendship and the Home 238
(+acc.& inf.) emretmek, buyurmak, komuta etmek, yüreklendirmek
verb: -ω vowel stem Law and Judgment 239
tamamlama, gerçekleştirme, sonuç
noun: 3rd declension σ-stem Life and Death 240
götürmek, önderlik etmek, üstünlük kurmak; (+gen) zannetmek, sanmak
verb: deponent The Mind, Perceiving and Learning 241
değerli, kıymetli; (+gen.) -i hakeden, -e değer
adjective: 1st and 2nd declension Ethics and Morals 242
kesinlikle, şüphesiz, mutlaka
adverb Particles 243
apaçık, belli, aşikar, görünür
adjective: 1st and 2nd declension Showing and Finding 244
(conj.) kuşkusuz, elbette
adverb Particles 245
düşman, hasım
adjective: 1st and 2nd declension War and Peace 246
birine (+acc.) bir şeyi (+acc.) sormak, soruşturmak
verb: deponent Writing and Talking 247
erkek kardeş
noun: 2nd declension Family and Friendship and the Home 248
büyüklük, yükseklik; iktidar; ruh büyüklüğü
noun: 3rd declension σ-stem Measurements and Numerals 249
ister … ister, ya … ya, kâh … kâh
conjunction: coordinating Conjunctions/Adverbs 250
uzanmak, yatmak, hareketsiz kalmak, dinlenmek, oturmak, ölüme terk edilmek
verb: deponent Work and Leisure 251
sık sık, çoğunlukla, ekseriyetle
adverb Time 252
içmek
verb: -ω liquid stem The Senses and Feelings 253
lütuf, minnet, beğeni, ihsan, şükran
noun: 3rd declension consonant stem Ethics and Morals 254
bunun üzerine, bundan sonra, daha sonra
adverb Time 255
aramak, bulmaya çalışmak, özlemek, özlemle aramak
verb: contracted Showing and Finding 256
şema, tavır; şekil, biçim, davranış
noun: 3rd declension consonant stem Measurements and Numerals 257
besleme, yetiştirme; besin, erzak; yaşam tarzı
noun: 1st declension Life and Death 258
anlamak, kavramak, öğrenmek
verb: -ω liquid stem The Mind, Perceiving and Learning 259
orada, burada
adverb Direction 260
kaçmak, kaçınmak, sakınmak
verb: -ω palatal stem Movement 261
at; koşum, at arabası
noun: 2nd declension Animals and Plants 262
süs, düzen, sistem, disiplin, evren, kuruluş
noun: 2nd declension World Order 263
kan, kanbağı, akrabalık
noun: 3rd declension consonant stem Body Parts 264
almak, yakalamak, elde etmek, el koymak
verb: contracted Taking and Giving 265
yanına/karşısına yerleştirmek, teslim etmek; (med.) eklemek, katmak, (+dat) -ile anlaşmak
verb: -μι Taking and Giving 266
layık görmek, değer vermek, uygun görmek, iddia etmek
verb: contracted Ethics and Morals 267
o zamana kadar, -inceye kadar
conjunction: subordinating Time 268
genç, yeni, taze
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 269
(+dat.) -e benzedim, -e gibi göründüm
verb: irregular Characteristics 270
olsa bile, olmasına karşın
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 271
yerleştirmek, kurmak, oluşturmak
verb: -μι Work and Leisure 272
sanat, beceri, ustalık, hüner; sanat eseri
noun: 1st declension Government and Society 273
şey, madde; (çoğunlukla pl.) malvarlığı, servet
noun: 3rd declension consonant stem Government and Society 274
korumak, kurtarmak, saklamak
verb: -ω dental stem Help and Safety 275
göndermek, yollamak
verb: -ω labial stem Movement 276
ses, çığlık, diyalekt
noun: 1st declension The Senses and Feelings 277
(+gen.) -yüzünden, -için, -in lehine, -e nazaran
preposition Prepositions without Direction 278
mahvetmek, imha etmek, canını almak; (mid.) mahvolmak, canına kıyılmış olmak
verb: -μι Life and Death 279
ölüm
noun: 2nd declension Life and Death 280
gece
noun: 3rd declension consonant stem World Order 281
yol, yolculuk; davranış tarzı, yordam, yöntem
noun: 2nd declension Government and Society 282
ırk, soy, etnisite
noun: 3rd declension σ-stem Government and Society 283
geri vermek, teslim etmek, karşılık olarak vermek; (med.) satmak
verb: -μι Taking and Giving 284
zihin, us, düşünce, duygu, tasarı
noun: 2nd declension The Mind, Perceiving and Learning 285
kalmak, katlanmak, beklemek; (+inf.) -mesini beklemek
verb: -ω liquid stem Movement 286
ölmek, hayatını kaybetmek
verb: -ω palatal stem Life and Death 287
tamamıyla, tamamen
adverb Conjunctions/Adverbs 288
iyice, iyi bir şekilde
adverb Conjunctions/Adverbs 289
yargılamak, hüküm vermek, değerlendirmek
verb: -ω liquid stem Law and Judgment 290
kaldırmak, kehanetle emretmek, mahvetmek, ortadan kaldırmak
verb: contracted War and Peace 291
uzun, uzak, büyük, iri
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 292
geri dönmek, varmak, ulaşmak
verb: -ω palatal stem Movement 293
haz, zevk, keyif; (pl.) istek, arzu
noun: 1st declension Work and Leisure 294
anne, ana
noun: 3rd declension irregular Family and Friendship and the Home 295
korkunç, tehlikeli, yaman; zeki, (+inf.) -bakımından zeki
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 296
anlaşmazlık, ayrılık, çeşitlilik
noun: 1st declension Law and Judgment 297
hakim olmak, egemen olmak; (+gen.) -in sahibi olmak, üstün gelmek, yenmek
verb: contracted Government and Society 298
halk, nüfus, aşiret; (πόλις) -in yerleşim birimi; halk meclisi
noun: 2nd declension Humanity and Being 299
gök, gökyüzü
noun: 2nd declension World Order 300
izlemek, peşine düşmek; (+dat.) birine eşlik/refakat etmek
verb: deponent Movement 301
(savaşta) yenilmiş; -den küçük, -den aşağı (comp. κακός/μικρός)
adjective: 3rd declension -ων, -ον Characteristics 302
dağ, yamaç
noun: 3rd declension σ-stem Earth 303
(prep. +gen.) hariç, dışında; (conj.) -ması dışında, - olmasaydı, ne var ki
preposition Prepositions without Direction 304
dört
adjective: numeral Measurements and Numerals 305
mümkün, -i yapabilen, -de yetenekli
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 306
ev, aile; mal, mülk
noun: 2nd declension Family and Friendship and the Home 307
en iyi, en soylu (superl: ἀγαθός)
adjective: 1st and 2nd declension Ethics and Morals 308
kolay, basit, elverişli
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 309
ayırmak, uzaklaştırmak, ortadan kaldırmak
verb: contracted Taking and Giving 310
talih, şans, kader; mutlu veya mutsuz olay
noun: 1st declension Life and Death 311
net, açık, gözle görülür, belirgin
adjective: 1st and 2nd declension The Senses and Feelings 312
yüz, çehre; figür, maske, rol
noun: 2nd declension Body Parts 313
(+dat.) inanmak, güvenmek, itimat etmek
verb: -ω vowel stem The Senses and Feelings 314
öğretmek, eğitmek
verb: -ω palatal stem The Mind, Perceiving and Learning 315
yukarıya, yukarıda
adverb Direction 316
sıralamak, düzene sokmak, saptamak
verb: -ω palatal stem Government and Society 317
göz, bakış
noun: 2nd declension Body Parts 318
almak, toplamak, kabul etmek, -e katlanmak
verb: deponent Family and Friendship and the Home 319
gelmek, varmak, ulaşmak
verb: deponent Movement 320
yeterli, uygun, yerinde
adjective: 1st and 2nd declension Help and Safety 321
çalışmak, üretmek, tamamlamak
verb: deponent Work and Leisure 322
savaş, muharebe
noun: 1st declension War and Peace 323
şişmanlatmak, beslemek, büyütmek, yetiştirmek
verb: -ω labial stem Life and Death 324
olanaksız, imkansız, -i yapamayan
adjective: 1st and 2nd declension Government and Society 325
dürüst, emin, güvenli, titiz
adjective: 3rd declension -ης, -ες Measurements and Numerals 326
herhangi bir yerde, sanki, belki
adverb Particles 327
nereden?
adverb Direction 328
ağız, ırmağın ağzı
noun: 3rd declension consonant stem Body Parts 329
hariç (+gen.) -siz, -olmadan
adverb Direction 330
daha güçlü, daha kuvvetli, daha sağlam (comp. ἀγαθός)
adjective: 3rd declension -ων, -ον Characteristics 331
kısa, küçük, az
adjective: -ύς, -εῖα, -ύ Characteristics 332
güçlü, sağlam, kuvvetli
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 333
hakikat, samimiyet, doğruluk
noun: 1st declension Ethics and Morals 334
kural, adalet, hukuk, kaide; Adalet Tanrıçası
noun: 1st declension Law and Judgment 335
yer, mevki, çarşı, kale
noun: 2nd declension Earth 336
tatlı, hoş, çekici, cazibeli
adjective: -ύς, -εῖα, -ύ Characteristics 337
hastalık, salgı, afet, kısırlık, kusur
noun: 2nd declension Life and Death 338
taş, mezar taşı, mermer
noun: 2nd declension Earth 339
yaşlı, eski, antik
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 340
göndermek, fırlatmak, ihmal etmek, önemsememek, yitirmek; (med. +gen.) -den vazgeçmek
verb: -μι Taking and Giving 341
başka bir şekilde, aksi takdirde, yoksa
adverb Pronouns/Interrogatives 342
eylem, tamamlanma, teşebbüs; entrika, hile; durum, vaziyet; talih
noun: 3rd declension ι-stem Work and Leisure 343
açık, belli, görünür
adjective: 3rd declension -ης, -ες Showing and Finding 344
bilge, maharetli, hünerli
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 345
yenmek, galip gelmek
verb: contracted War and Peace 346
uzlaşmak, (+dat.) -ile aynı fikirde olmak, mutabık kalmak
verb: contracted Law and Judgment 347
tapınak, mabet
noun: 2nd declension Religion 348
tekrar, yeniden
adverb Particles 349
vatan, yurt
noun: 3rd declension consonant stem Government and Society 350
sivri, keskin, tiz
adjective: -ύς, -εῖα, -ύ Characteristics 351
gerçekte, aslında, bununla bilrikte, yine de
adverb Particles 352
oldukça, ziyade, aksine
adverb Measurements and Numerals 353
daha çok, daha büyük (comp. of πολύς)
adjective: 3rd declension -ων, -ον Measurements and Numerals 354
düşünce, karar, yargı, istek, iz
noun: 1st declension The Mind, Perceiving and Learning 355
onur, değer, kıymet; onursal görev
noun: 1st declension Ethics and Morals 356
arasında
adverb Direction 357
biriyle akraba olmak, -ile alakalı olmak, uygun olmak
verb: -ω palatal stem Ethics and Morals 358
önce, eskiden; (+gen) -den önce; (conj.) -meden önce, -inceye kadar
conjunction: subordinating Time 359
(birine, +acc.) haksızlık etmek, zarar vermek; (pass., +acc.) haksızlığa uğramak
verb: contracted Ethics and Morals 360
komutan, general
noun: 2nd declension War and Peace 361
bir daha hiç, artık
adverb Time 362
elçi, temsilci; ihtiyar adam, aziz
noun: 3rd declension -εύς, -έως Government and Society 363
durdurmak, alıkoymak, bitirmek; (mid.) caymak
verb: -ω vowel stem Movement 364
bitirmek, ölmek, son bulmak
verb: contracted Life and Death 365
karıştırmak, eklemek, katmak; (med.&pass.) karşı karşıya gelmek, çarpışmak
verb: -μι Work and Leisure 366
halk, avam, insan yığını
noun: 2nd declension Humanity and Being 367
kız evlat
noun: 3rd declension irregular Family and Friendship and the Home 368
ev, konut, barınak
noun: 1st declension Family and Friendship and the Home 369
teslim etmek, devretmek, emanet etmek
verb: -μι Taking and Giving 370
dışarı/-ya, -da; (+gen.) -in dışında, -hariç, ötesinde
adverb Direction 371
ada
noun: 2nd declension Earth 372
orada, şurada
adverb Direction 373
bilgi, bilim, inceleme, tetkik
noun: 1st declension The Mind, Perceiving and Learning 374
(+acc. & +inf.) izin vermek, müsaade etmek, dayanmak, terketmek, aldırmamak
verb: contracted Law and Judgment 375
hayret etmek, şaşırmak, hayran kalmak
verb: -ω dental stem The Senses and Feelings 376
hissetmek, duymak, sezmek, algılamak
verb: deponent The Mind, Perceiving and Learning 377
mutlu olmak, (+dat.) -e sevinmek, (+part.) -den keyif almak
verb: -ω liquid stem The Senses and Feelings 378
zor, meşakkatli
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 379
erkek/kız çocuk; ürün, meyve
noun: 2nd declension Family and Friendship and the Home 380
elde etmek, işgal etmek, kavramak, zorlamak
verb: -ω liquid stem War and Peace 381
(+dat.) -ile savaşmak
verb: deponent War and Peace 382
anımsatmak, söz etmek, bahsetmek; (in pf. mid.) -i düşünmek, anımsamak, meşgul olmak
verb: -ω palatal stem The Mind, Perceiving and Learning 383
çözmek, azat etmek, son vermek, açıklamak; (med.) serbest bırakmak, parayla kurtarmak
verb: -ω vowel stem War and Peace 384
ölmek, öldürülmek, kaybolmak
verb: -ω palatal stem Life and Death 384
onurlandırmak, değer vermek; (med.) -e kendisi için değer/ceza/fiyat biçmek
verb: contracted Ethics and Morals 386
duvar, sur
noun: 3rd declension σ-stem Government and Society 387
belki, muhtemelen
adverb Conjunctions/Adverbs 388
yukarı kaldırmak, yükseltmek, yüceltmek
verb: -ω palatal stem Movement 389
öldürmek, canına kıymak
verb: -ω liquid stem War and Peace 390
asker
noun: 2nd declension War and Peace 391
(+gen.) -sız, -den uzak, - hariç, -e karşın, -e rağmen
preposition Prepositions without Direction 392
iki şeyden hangisi? Hangisi?
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 393
yalnızca, sadece; açıkça
adverb Measurements and Numerals 394
düşmek, yanılmak, hataya düşmek
verb: -ω dental stem War and Peace 395
kırkıncı
adjective: numeral Measurements and Numerals 396
donatmak, organize etmek, düzenlemek
verb: -ω dental stem Work and Leisure 397
nefret edilen, tiksindirici, iğrenç; (+dat.) -e düşman, -den nefret eden
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 398
yarışma, çatışma; (mec.) gayret, endişe, kaygı
noun: 3rd declension consonant stem Government and Society 399
(+acc.& inf.) engel olmak, önlemek, mani olmak
verb: -ω vowel stem War and Peace 400
yanılmak, aldanmak, hata işlemek
verb: -ω liquid stem Ethics and Morals 401
yıkmak, harap etmek, bozmak; (med.) çocuk düşürmek
verb: -ω liquid stem War and Peace 402
herhangi bir biçimde/yolla
adverb Particles 403
iş, zahmet, kaygı, tasa, fiziksel acı, çalışma ürünü
noun: 2nd declension Work and Leisure 404
orada, aynı yerde, o zaman, o anda
adverb Direction 405
düzene koyma, tanzim, savaş düzeni
noun: 3rd declension ι-stem War and Peace 406
denemek, çalışmak
verb: contracted Work and Leisure 407
korkutmak, kaçırmak; (mid. and pass.) korkuya kapılmak
verb: contracted The Senses and Feelings 408
(acc.) birine fırlatmak, atmak; birini vurmak, darbe indirmek; (dat.) bir şey ile vurmak
verb: -ω liquid stem Movement 409
kusurlu, ayartıcı, sıkıntılı, eziyetli, talihsiz, zavallı
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 410
konuk, yabancı
noun: 2nd declension Government and Society 411
Hellen/Yunan olmayan, yabancı, barbar
adjective: 1st and 2nd declension Government and Society 412
orada, -dığı yerde, nerede?; -dığı zaman, -dığı için
conjunction: subordinating Conjunctions/Adverbs 413
birleştirmek, birlikte taşımak, birlikte katlanmak, (+dat.) yararlı olmak
verb: irregular Help and Safety 414
(+gen.) -den duyarak öğrenmek, soruşturarak öğrenmek
verb: deponent The Mind, Perceiving and Learning 415
köle, esir
noun: 2nd declension Government and Society 416
kesmek, kesip ayırmak, parçalamak
verb: -ω liquid stem War and Peace 417
faydalı, kullanışlı
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 418
ne, hangi, ne gibi, ne tür, nasıl
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 419
alet, aygıt, silah, palamar
noun: 2nd declension War and Peace 420
sadakat, itimat, güven, bağlılık
noun: 3rd declension ι-stem The Senses and Feelings 421
omzunda taşımak, kabul etmek, karşılamak, desteklemek, gizlice almak, anlamak
verb: -ω liquid stem The Mind, Perceiving and Learning 422
yaratıcı, şair, ozan, yasa koyucu
noun: 2nd declension Writing and Talking 423
görülmemek, gizli kalmak (+acc. and nom. participle) -den gizli yapmak, unutturmak; (mid. and pass.) unutmak, anımsamamak
verb: -ω liquid stem Government and Society 424
daha iyi, daha soylu (comp. ἀγαθός)
adjective: 3rd declension -ων, -ον Ethics and Morals 425
tamamen, şüphesiz, her durumda, kesinlikle
adverb Conjunctions/Adverbs 426
taşımak, nakletmek, temin etmek; (mid.& pass) yürümek, yol almak, katetmek
verb: -ω vowel stem Work and Leisure 427
seçerek ayırmak, mahkum etmek; (med.) yanıt vermek, karşılık vermek
verb: -ω liquid stem Writing and Talking 428
beş
adjective: numeral Measurements and Numerals 429
tehlike, risk
noun: 2nd declension War and Peace 430
(+gen.) -in aleyhinde konuşmak, yermek, suçlamak
verb: contracted Law and Judgment 431
çevirmek, döndürmek, şeklini değiştirmek
verb: -ω labial stem Movement 432
yine de, bununla birlikte
adverb Conjunctions/Adverbs 433
tanrısal, tanrılarla ilgili
adjective: 1st and 2nd declension Religion 434
süvari, atlı
noun: 3rd declension -εύς, -έως War and Peace 435
kazanmak, edinmek, sahip olmak
verb: deponent Taking and Giving 436
terketmek, bırakmak
verb: -ω labial stem Movement 437
istek, irade, öneri, tasarı, plan; meclis
noun: 1st declension Government and Society 438
umut, beklenti, korku
noun: 3rd declension consonant stem The Senses and Feelings 439
yazı, resim, yazılı belge; yasa metni; yazma tarzı
noun: 1st declension Writing and Talking 440
doğurmak, döllemek, yaratmak
verb: -ω dental stem Family and Friendship and the Home 441
ilgilenmek, itina etmek, bakımını yapmak; (med.) konuk etmek, karşılamak, tedavi etmek, nakletmek
verb: -ω dental stem Help and Safety 442
yürek, ruh, cesaret, yiğitlik, öfke, hiddet
noun: 2nd declension Religion 443
bakmak, görmek, gözetmek
verb: -ω labial stem The Senses and Feelings 444
korku, panik, dehşet
noun: 2nd declension The Senses and Feelings 445
vatandaşlık hakkı, kent yönetimi, vatandaşın yaşam biçimi
noun: 1st declension Government and Society 446
bir uzunluk ölçüsü (=600 adım/180 m)
noun: 2nd declension Measurements and Numerals 447
düşünmek, ihtiyatlı olmak; (+inf.); (+adv. and dat.) aklında … olmak
verb: contracted The Mind, Perceiving and Learning 448
böyle, böylesi, böyle bir, bunun gibi
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 449
harekete geçirmek, itmek, atmak; (intrans.) fırlamak, atılmak
verb: contracted Movement 450
hazırlamak, düzenlemek
verb: -ω dental stem Work and Leisure 451
konuşmak, gevezelik etmek
verb: contracted Writing and Talking 452
yapmak, gerçekleştirmek, hizmet etmek
verb: contracted Work and Leisure 453
uzaktan incelemek, araştırmak
verb: contracted The Senses and Feelings 454
öküz, inek
noun: 3rd declension irregular Animals and Plants 455
bizim, bizimki
adjective: 1st and 2nd declension Pronouns/Interrogatives 456
harf, rakam, yazıt; (pl.) eser, edebiyat, doküman
noun: 3rd declension consonant stem Writing and Talking 457
araştırmak, birine (+acc.) bir şeyi (+acc.) sormak, yalvararak istemek, öğrenmek istemek
verb: contracted Writing and Talking 458
savaşmak, dövüşmek
verb: contracted War and Peace 459
adak adamak, kurban kesmek, tanrılara danışmak
verb: -ω vowel stem Religion 460
sürmek, izlemek, ileri itmek; (med.) ganimet olarak almak; atla veya gemiyle ilerlemek
verb: -ω liquid stem Movement 461
korkmak, büyük saygı duymak
verb: -ω dental stem The Senses and Feelings 462
(+dat.) müttefik
adjective: 1st and 2nd declension War and Peace 463
önder, rehber, kılavuz
noun: 3rd declension consonant stem Government and Society 464
ağır, güç, zor, zahmetli
adjective: -ύς, -εῖα, -ύ Characteristics 465
böyle, böylece, şöyle, şu şekilde
adverb Direction 466
çirkin, ayıp, utanç verici
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 467
barış
noun: 1st declension War and Peace 468
yakalanmak, ele geçmek, -nin eline düşmek
verb: deponent War and Peace 469
on, 10
adjective: numeral Measurements and Numerals 470
daha iyi, daha değerli, daha cesur (comp. ἀγαθός)
adjective: 3rd declension -ων, -ον Ethics and Morals 471
daha aşağı, daha kötü (comp.κακός)
adjective: 3rd declension -ων, -ον Ethics and Morals 472
(+dat.) -e yardım etmek
verb: contracted Help and Safety 473
parlak, ışıltılı, göz alıcı, eşsiz, meşhur, berrak, duru, şiddetli
adjective: 1st and 2nd declension Characteristics 474
kurtarmak, uzak tutmak, uzaklaşmak; (konuşmaya) son vermek
verb: -ω dental stem Help and Safety 475
plan yapmak, önermek, tavsiye etmek; (mid.) kararlaştırmak, müzakere etmek
verb: -ω vowel stem War and Peace 476
çok, pek çok, tamamıyla
adverb Conjunctions/Adverbs 477
birinden (+acc.) bir şeyi (+acc.) istemek, dilemek; (+inf.) -mesini istemek, -mesi için yalvarmak
verb: contracted Writing and Talking 478
kurtuluş, selamet
noun: 1st declension Help and Safety 479
(soru eki) mı, mi; acaba?
adverb Particles 480
kovalamak, takip etmek, avlamak, peşine düşmek
verb: -ω palatal stem Movement 481
tanrı, tanrısal, yazgı, talih
noun: 3rd declension consonant stem Religion 482
öyleyse, o halde, değil mi?
adverb Particles 483
dil, lisan
noun: 1st declension Body Parts 484
yedi, 7
adjective: numeral Measurements and Numerals 485
cesur olmak, korkusuz olmak; (+part.) -meye katlanmak; (+inf.) -meye cesaret etmek, -meye kalkışmak
verb: contracted The Senses and Feelings 486
ev sahibi, efendi; despot, mutlak hakim
noun: 1st declension Government and Society 487
benzerlik, benzeşme; εἰκός (ἐστι) -e benzemek (+inf.) →ἔοικα
noun: 3rd declension consonant stem The Mind, Perceiving and Learning 488
haksız, adaletsiz
adjective: 1st and 2nd declension Ethics and Morals 489
yirmi
adjective: numeral Measurements and Numerals 490
sayısız, pek çok, binlerce
adjective: 1st and 2nd declension Measurements and Numerals 491
derhal, hemen, ansızın, apansız, birdenbire
adverb Time 492
onuncu
adjective: numeral Measurements and Numerals 493
yürümek, gitmek, gelmek, varmak, uzaklaşmak; ölmek
verb: -ω liquid stem Movement 494
kuşkusuz, tamamen, her halde, her ne olursa olsun
adverb Particles 495
özgür, bağımsız
adjective: 1st and 2nd declension Government and Society 496
askeri birlik
noun: 1st declension War and Peace 497
(+gen.) -in çevresinde, arasında; (+dat.) -in sonucunda, yüzünden; (zaman) sırasında, esnasında
preposition Direction 498
yığın, felaket yığını
noun: 1st declension Life and Death 499
yüz, 100
adjective: numeral Measurements and Numerals 500
zafer, utku
noun: 1st declension War and Peace 501
söz, kelime, vaat, kehanet, mesel, söylence, dize
noun: 3rd declension σ-stem Writing and Talking 502
ordu
noun: 2nd declension War and Peace 503
belirtmek, izah etmek, buyurmak; (mid. and pass.) -hakkında düşünmek
verb: -ω dental stem Writing and Talking 504
para, gümüş sikke
noun: 2nd declension Government and Society 505
otuz
adjective: numeral Measurements and Numerals 506
altı, 6
adjective: numeral Measurements and Numerals 507
ellinci
adjective: numeral Measurements and Numerals 508
tanık, şahit
noun: 3rd declension consonant stem Law and Judgment 509
bakırdan veya tunçtan yapılma
adjective: 1st and 2nd declension Earth 510
yedinci
adjective: numeral Measurements and Numerals 511
Nerede? Nasıl? Hangi yerde?
pronoun Pronouns/Interrogatives 512
evet
adverb Particles 513
ışık, günışığı
noun: 3rd declension consonant stem World Order 514
sekiz
adjective: numeral Measurements and Numerals 515
altıncı
adjective: numeral Measurements and Numerals 516
otuzuncu
adjective: numeral Measurements and Numerals 517
dokuz
adjective: numeral Measurements and Numerals 518
ne zaman?
adverb Time 519
sekizinci
adjective: numeral Measurements and Numerals 520
dokuzuncu
adjective: numeral Measurements and Numerals 521
yirminci
adjective: numeral Measurements and Numerals 522
bildirmek, haber vermek, aktarmak; (med&prae) görünmek, (x olarak) görünmek
verb: -ω liquid stem Writing and Talking 523
yüzüncü
adjective: numeral Measurements and Numerals 524
CSVXMLWord Document